|
SEMBOLLERİN FARKLI ETKİLERİ
“Maddenin ve fizik tarafından yönetilen yasalarının egemenliğine karşı savaşım verirken algıyı, düşseli, dile getirilmemiş olanı yardıma çağırdılar.”
İnsanın soyu kadar eskidir yaşamın simgeleştirilmesi ya da simgenin yaşamda karşılık bulunması ve buna paralel olarak çeşitli sembollerin her dönemde kullanılması. Havva’yı günah işlemeye sevk eden elmadan tutunda, anlatıyı zenginleştiren, ağaca ve yılana varıncaya dek, duyduklarımız günümüzde tarihsel bir mitten öte, birer simge olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kelimelerden önce şekiller, simgeler ve sonrasında içeriğinin doldurulma zorunluluğu ortaya çıkınca kavramlaştırılan, çeşitli anlamlar yüklenen ve böylece ikonografiye geçiş dönemini başlatan, elbette yakın sanat tarihinde “kavramsal” olarak, eserin kendisinden önce gelen düşünce üretme sürecine dönüşmesi, aslında insanoğlunun hayatı boyunca cebelleştiği simgecilik serüveninin bir sonucu olarak yerini almaktadır. Sembolizm (simgecilik), Stephane Mallarme ve Paul Verlaine’in şiirlerini betimlemek için 1886’da Fransız eleştirmen Jean Moreas tarafından türetilmişti. Terim, resme uygulandığı zaman, destansı, dini ve edebi konuların kullanılmasını ve erotik, sapık aynı zaman da mistik konulara özellikle eğilen, duygusal ve ruhsal içerik barındıran resimleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Sembollerin resimdeki karşılığının yanı sıra benim kendi adıma bu alanla dolaylı bir bağlantı kurduğum dövme sanatı da şekil/sembol gibi belli bir algıyı ortaya koyan desenlerle yakın ilişkidedir.
Madde ve fizik
Ortaçağ ve Gotik dönem de, dini resimlerde ön plana çıkan dinsel anlatımlar, belleklerde kolay iz bırakacak sembollerdi. Bu örnekler, sanattan öte dinin yaygınlaştırılması ve kolay aktarılması için kullanılmıştı, fakat burada asıl dikkat çekmek istediğim; simgelerin/sembollerin sanattaki kullanımı bu kadar eskiye uzanıyorken “Sembolizm”in 1886 yılında ortaya çıkması ve devamında bir akım olarak kabul görmesi, aslında Sembolizmi geç kalmış bir akım olarak ya da geç adlandırılması diyelim ve ancak bu gecikme sonunda sanat tarihindeki yerine koyabilmiştir. Sembolizm, resimden önce yazınsal alanda ele geçmeyeni, gerçekliğin görünümleri arkasına gizlenen şeyleri, gözünün erişemediği dünyayı ele geçirmeye çalışmıştı, sonrasında plastik sanatlar alanında da rasyonel, pozitivist öğretilere karşı çıkmalara başlandı. O sıralarda sanat, uygarlığımıza egemen olan maddeciliğin yansısından başka bir şey değildi. Sembolizm, bilimsel ve teknik topluma, özellikle de yeni keşfedilen fotoğrafçılığın buluşlarına karşı çıkarak, madde karşısında ruhsal olana öncelik verecektir. Bu nedenle Sembolizm yandaşları, bilinci canlandıran güçlere başvurdular, bu kez yapılanlar bir aktarım ya da inanışların ötesinde, artık bilinçli bir uygulamaydı. Maddenin ve fizik tarafından yönetilen yasalarının egemenliğine karşı savaşım verirken algıyı, düşseli, dile getirilmemiş olanı yardıma çağırdılar.
Ezoterizm'de sembol
Ezoterizm, okültizm, mistisizm ve teozofideki sembol kavramı sembol sözcüğünün modern kullanımdaki anlamlarından yalnızca birini içerir: Bir şeklin göründüğünden daha farklı bir anlam taşıması, ezoterik bakımdan, bir sembol olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir; ezoterik geleneğe göre, herhangi bir şeyi ifade etmek üzere kullanılan her simgeye, her temsile, her işarete, her tasvire sembol denilmez.
Örneğin bir bilgisayar şirketi, reklam için hazırladığı bir broşüre, bir kartvizite bir beyin ve bir klavye çizimini amblem olarak koyabilir; fakat bu bir amblemdir, sembol değildir, bir ilhama dayalı olarak oluşturulmamıştır ve içeriğinde hiçbir evrensel bilgiyi gizlememektedir. Evrensel hakikatlerin, evrendeki ilke ve yasaların keşfinde birer araç olan ve kişiye “doğa-üstü” denilen âlemi anlama, kavrama olanağı sunan sembollerin hiçbiri keyfi olarak oluşturulmamış, keyfi olarak seçilmemiştir ve genellikle doğaya, doğal örneklere dayalıdırlar. Sembollere daha çok, eski uygarlıklara ait eserlerde çizimler, kabartmalar, freskler ve heykeller olarak, mitolojilerde, masallarda, inisiyatik ve kutsal metinlerde ise sözcük ve kavramlar olarak rastlanmaktadır. Sembol sözcüğünün kökeninin eski Mısır dilinden Grekçe'ye geçmiş symbolon sözcüğü olduğu ileri sürülür. Bu ismin fiili symballein olup, "birlikte tartışmak, birlikte birleştirmek, bir arada toparlayıp bağlamak" anlamlarına gelir ve sözcük Latince'de symbolum biçimine dönüşmüştür. Sözcük Latince'den Fransızca'ya ve oradan da Türkçeye geçmiştir.
SEMBOLÜN ANLAMI
Sembol, antik Yunan kültüründe, asli ve özel anlamıyla, kilden yapılma olup, iki parça halinde kırılmış bir kabın antlaşmış iki kişi arasında pay edilen kırık parçalarını ifade etmekteydi. Antlaşmanın geçerli kılınması için, antlaşmış ya da hak sahibi iki kişiden her birinin iki kırık parçayı birbirine mükemmelen oturtması gerekiyordu. Mecazi anlamda sembole, aynı anlamın iki ayrı temsilini birbiriyle irtibatlandıran bütün de denebilir. Buradan yola çıkılarak, sembol kavramı, içerdiği gizli anlama bağlı olan işitsel ya da görsel öğeye indirgenmiş bulunmaktadır. Sembol, göstergebilimde (semiyoloji) anlam taşıyan bir temsildir, bir tasvirdir. Bu, yan anlamın, benzerliğin ifade edilmesini gösteren bir sistemdir. Ayrım, ilişki veya birleştirme işlemleri birey ya da bir topluluk için bir anlam oluştururlar. Sembol, böylece, beş duyu ile algılanan görünür realiteden yola çıkılarak, görünmez realitelerin keşfini sağlar. Sembolün simgelediklerinin (anlamlarının) birliği birbiri içinde erime veya karışım tarzında değil, üst üste eklenme (sumbolh) tarzındadır. Görünür unsur ile görünmeyen unsur bir bütün oluştururlar ve biri olmadan diğeri anlaşılamaz. Georg Friedrich Creuzer sembolü “biçim ve varlık arasında ya da ifade ile fikir arasında” aracı olarak görür.
Dövmecilerin bu aralar sıklıkla karşılaştığı müşteri tercihleri arasında Atatürk imzası, Japonca harflerle oluşturulan isimler, anlamlar veya Arapça harf, simge gibi işaret ve kişisel özelliği olan sembollerin kullanılması yaptıranların sosyolojik ve psikolojik olarak tahlil edilmesini de bir anlamda zorunlu kılar. Bir şekil kaygıyı, bağlılığı temsil ederken ve açıkça kullanılmasının özellikle vurgulanması istenirken, diğer bir şekil, harf ya da sembolün anlamı özellikle gizli kalması istenmektedir
ERKAN DOĞANAY/doganayerkan@gmail.com
|