Hayko CEPKİN ile Dövme Sanatı ve Muzik Hakkında

Yaptığın müzik ile toplumun hemen hemen her kesimine hitap ediyorsun. Bugün hemen her yaştan insan seni dinliyor. Dinleyici kitlen arasında dövme kültürüne uzak veya dövme yaptırmaya karşı olan insanlara da ulaşıyorsun bir şekilde. Bu düşünce içinde olan insanların dövmeye bakış açılarının senin sayende biraz da olsa yumuşadığını hissediyor musun?

Aslına bakarsan bu bana yapılmış eleştiriler... Kendi büyüklerim tarafımdan evet böyle eleştiriler aldım. ‘Melek’ şarkımı çok sevdiklerini söylüyorlar. Öbürlerini dinlemiyoruz onlar çok pata küte “-Her şey hoş bir de kılık kıyafetinle şu dövmeler hiç yakışmıyor be oğlum.” şeklinde yorumlar alıyorum. Sevdikleri şeyler var sevmedikleri şeyler var. Mesela başka bir şey: “-Şarkıları çok seviyoruz ama bazı kısımları yapmasan daha iyi olacak.” Bu iyi bir şey, aslında bu bir gelişim. Bağıran çağıran bir adamın yaptığı bir albümden sevebilecekleri melodiler bulabiliyorlar. Bu da iyi bir şey neticede. Zamanla göre göre bizim gibilere alışmaya başlıyorlar. Önyargıları yıkabilmek, kültürü doğru anlatabilmek adına gözükür olmamız gerekiyor. Bu önyargı konusunda bu iş için saatlerimi mesai ederim yani.

‘Dövme’ senin için ne ifade ediyor?

Hayatımın manası... Dövme benim için ne? Aslında ilk etapta sevdiğin bir şeyleri ömür boyu çıkmayacak bir şekilde vucüdunun üzerinde taşıma arzusudur. Daha sonra Usta’nın (Ruhsel Donbalak) yanında çalışmaya başladıktan sonra, dövme kültürünü, dövmeyi neden sevmem gerektiğini daha iyi öğrenmeye başladım. Dövme, ilk etapta çok iyi karar verilmesi icap eden, ne taşıyacağını bilmen gereken, seninle birebir seni yansıtan bir figür olmalıdır. Zaman içerisinde figürler çoğalıp dövme kültürünü üzerinde benimsedikten sonra yaptırdığın figürün çok önemi kalmıyor. Yani iyi veya kötü gözükmesinin de bir anlamı kalmıyor. Sadece beni ifade etmesi yeterli oluyor, yani o andaki ruh halimi ifade edebilmesi. Beni yansıttığını düşünüyorum. Benim için vücudumdaki en güzel şeyler.

 

Yaptırdığın dövmeyi birisinin üzerinde gördüğün zaman ne hissedersin?

Evet, yapanlar oldu. Sanırım sol kolu yaptılar. Yeni dövmem hariç hepsi yapıldı sanırım. İlk dövmemi (Crow) yaptırdığım zaman çevremdeki birkaç kişi de aynı dövmeyi yaptırmak istediler. Bu dövme benim için çok önemli yeri olan bir filmin vücuduma kazınmış hali. Ama şekli görüp beğendiler ve anlamını bilmeden yaptırmak istediler. O tarz yaklaşan birisinin üzerinde yaptırmış olduğum dövmeyi görmek istemem. Birisinin -beni çok seviyor- diye benim taşıdığım dövmeleri kendine yaptırması, onun için ileride nasıl bir anlam taşıyacak onu düşünmek lazım.

Türkiye’deki Dövme Sanatı ve dövme yaptıranları değerlendirdiğinde neler görüyorsun?

Dövmecilik Türkiye’de çok gelişti. Bu büyüme çeşitliliği de getirmiştir. Şöyle de bir durum var tabi kimileri marjinal olmak için farkında olmadan, tam anlamıyla o bilince varmadan, biraz da insanlar tarafından bakış açısı yumuşadığı için yaptırıyor. Ama tam anlamıyla değil tabi. Bir sahil ortamında bu, çok iş gören bir hal aldı. Biraz da insanların dikkat çekmek adına yaptırdıkları bir durum şeklinde gibi görüyorum. Ben bir müddet sonra dövmelerimde bana ait bir şeyi seçmeye başladım. Bu tarz düşünce yapısına sahip olmayan insanlar genel olarak bilindik dövme figürlerini yaptırmayı daha çok tercih ediyorlar.

Hayko Cepkin müziği bir kenara bıraksaydı eğer. Dövmeci olmak ister miydi?

Olmak istedim. Sinirli birisi olduğum için ellerim de titriyor. Makineyi tutamadım. Tuttum ama vay anam vay oldu böyle zaten ağır da geldi elime. (Gülümsüyor.)

Birine dövme yaptığın oldu mu hiç?

Ustamın yanında çalıştığım dönem sol göğsümün oradaki yuvarlak dövmede bir çentiğim vardır.

 

Bir insana kalıcı bir iz bırakmak nasıl bir duygu?

Ben müziğimle yapıyorum aynısını. İnsanların kafasında bir şekilde kaldığımı düşünüyorum. Sözleri zor hatırlayacak, bilmem ne olacak zor ama çıkacak yani. Bu da bir kalıcılık hatta bu daha kalıcı. Beden bir şekilde çürüyecektir.

İlk dövmeni kaç yaşında yaptırdın?

18 yaşında kendime doğum günü hediyesi olarak yaptırdım.

Peki yaptırdığında ailenin tepkisi ne oldu?

İlk dövmemi 9 sene sakladım ben. T-shirt giydiğim zaman dövmesi olan bir adam gibi gözükmüyordum. Kol hizasından aşağıya inip inmeme konusuna çok yıllar sonra karar verdim. Düşündüm kolu kapatmalı mıyım yoksa kapatmamalı mıyım? Sonuçta bende bir şirket kafası yok. Ben müzisyenim, benim işim bu. Hayatımın sonuna kadar böyleyim. Bu kol hizasından aşağıya inme ne kadar doğru ne kadar yanlış ustama soruyordum. Ustam “-Bu dakikadan sonra bir şirkete girmeyi düşünmüyorsan bu soruyu bir daha sorma bana.” dedi. Haklısın usta bundan sonra ne yapacağımı bulmam lazım… Yaptırdığım son dövmemse; bu benim giydiğim filenin izini görünce seviyorum ben bunu dedim ve konserden sonra direkt fotoğrafını çektim. Fikir ordan çıktı ve ustama da yaptırdım.

 

Dövme yaptırmanın yaşı sence kaç olmalı?

Dövme yaptırmanın yaşı 18 demek değildir aslında biraz da kafa yapısıyla alakası olduğunu düşünüyorum. Ustamın yanında çalışırken onu da çok iyi öğrendim. Düşünce yapısıyla alakalı bir şey neticede. O dönem ne yaptıracağına tam karar veremeyenlere sırf dövmem olsun diye gelenlere dövme yapmıyorduk. Şu var mesela bütün vücudu dövmeli olan bir adam ayna karşısına geçtiğinde dövmelerini görmez. Ben mesela ayna karşısına geçtiğimde dövmelerimi görmüyorum. Farkında değilsindir dövmenin, artık o senin bir parçandır. Kimileri var kafa yapısı 20 yaşında da olsa, dövmeye bakış açısı olarak düşüncelerini oturtmuş olabiliyor. Kimisine de hemen yapmıyorduk, belli bir süre bekletiyorduk ve hala aynı şeyi istiyorsa o zaman yapıyorduk. Ama gelip gidenler başkasına yaptırmadı. Ustanın söyledikleri etkileyici oldu demek ki. Sonuçta yapılan işin kalıcılığı ömür boyu olduğundan dolayı yönlendirmenin de doğru yapılması gerekiyor. Fiziksel bir yaşı olduğunu düşünmüyorum ama mantık olarak ve düşünce yapısı olarak dövmeyi benimsemek lazım. İstediği dövmeye göre anlaşılabiliyor. Dövmeyi kendinde bir farklılık yaratma amacı olarak görmemek lazım.

Yaptırdığın dövmeler arasında hiç pişman olduğun var mı?

İlk dövmemi yaptırmak için 8 ay bekledim. “-Usta yapalım artık.” falan filan derken dövmeyi yaptık sonunda. Açıkçası çok sevmedim. Sonra dedim ki ne bakıyorum ya bitti. Olay bu! Dedim ki ustan sana bir şey fırlattı attı. O şimdi benim bir parçam dedim. 19 yaşında falanım bir tedirginlik yarattı mesela ama bu son dövmeyi yaparken ustama “-Usta bunu yapıyoruz ama elinden geldiğince kötü yap.” dedim. Bu son dövmeye filedeki izden başladık ama içleri boş olsun, tutmamış olsun, hatta böyle bir iki tanesi düşmüş olsun dedim, böyle bir renk karmaşası dedim “-Ağabey rahat ol pis olsun dövme.” dedim. Genel olarak dövmelerimin hiçbirinin rötuşu da yok. Günün birinde rötuş attırabilirim. Başka düşüncelerim de var. Ustanın değdiği ele başka bir el değmez! Ustada başladık ustada bitireceğiz!

Dövme modeli olarak hangi figürleri tercih edersin ve kaç dövmen var?

Genel olarak obje seçmiyorum. Tribalciyim diyebiliriz. Bütün olarak saydığımda 6 tane dövmem var.

Daha farklı dövmeler yaptırmayı düşünüyor musun?

Şu an için öyle bir düşüncem yok ama bu son yaptırdığım dövme 3 ay oldu. Ama kendime ben bu dövme için bir sene verdim. Yaptırabilirim ileride ama şu an için net bir şey yok.

Son zamanlarda Hayko Cepkin olarak oldukça ön plandasın. Aldığın tepkilerden memnun musun? 3 yıl önce piyasaya çıktığın zamanki durum ile şimdiki durumu kıyasladığında neler söyleyebilirsin?

Daha yeni başlıyorum diyebilirim. Daha geniş kesimlere hitap etmeyi hedefliyorum. 100 kişiden 10 kişi dinliyor dediğimizde geriye kalan 90 kişiye de anlatmak lazım. Bu 10 kişinin içinde müzikten anlayanlar yapılan parçalarının alt yapısına inceledikleri zaman kullanılan notalara bakıyor ve ondan dolayı saygı duyuyor. Bir tanesi diyor ki: “-Bu kadar karışık bir şeyi nasıl yapmayı başarmış.” O, sırf o nedenle saygı duyuyor. Diğeri diyor ki “-Bu tiple nasıl çıktı da kendini kanıtladı.”
Bir diğeri “-Brutal vokali bu zamana kadar gözükür kılamamışlardı.” deyip öyle saygı duyuyor. Sevenlerin sayısı diyelim ki bunlar. Bir de sevmeyen kesim var. Başka müzik yok diye eleştiri yapıyorlar. Sevmeyenlerin eleştirileri oldukça sert olabiliyor. Sonuçta bu gibi eleştiriler önyargılarla geliyor. Bu işi yapmanın en büyük sebebi idealist olmam. Çalıştığım insanlarla da yapmaya çalıştım mesela ama bunlar cesaret isteyen atılımlar. Biz yıllarca stüdyoya kapanıp, saatlerce yaptığı müziği ortaya çıkarmaya çalışan insanlarız. Ben ilk albümü çıkarmaya karar verdiğim zaman Hakan Kurşun ile görüştüm. Hakan Kurşun’un marjinal bir adam olduğunu ve anlatacağım şeyleri dinleyeceğini biliyordum. Şimdi başka firmalara gittiğin zaman çeşitli ticari kaygılarla ve “-Bu işler böyle değil.” tarzında cümlelerle karşılaşabiliyorsun. Ama ben öyle muhabbetlerle karşılaşmadım ve ertesi gün albüm çıktı. İlk verdiğim konserden itibaren yapmak istediğim şeyi yapmaya başladım. Bunu da kimsenin gözüne parmak sokarak yapmadım. Hiç karşılaşmadıkları bir adamla karşılaştılar. Şirketimin bana bu konularda oldukça desteği oldu. Kısacası benim istediğim artık yapılmayan bir şeyin öne çıkması. Bana yapılan eleştiriler ne kadar yıpratıcı olursa olsun, başarılı olacağıma inandım. İlerleyen zamanda daha sağlam işler çıkaracağıma eminim. Zaten yaptığımız şeyi hep yenilemeye çalışıyoruz. 

Çok kötü geçtiğini düşündüğün bir konser yaşadın mı bugüne dek?

Albüm çıktığı zaman ilk konseri Hayal Kahvesinde düzenledik. Laptopla çalıyorduk. Laptop bir bozuldu, her şey karıştı tabi. 45 dakika sahnede durabildik ama sen onu gel bir de bana sor. İlk Beyoğlu konserim ve herkes ordaydı. Herkesin karşısında rezil olmuştum.

Dövme Sanatı Dergisi hakkında ne düşünüyorsun?

Benim bildiğim ustam bunu yıllarca yapmak istedi. Yurtdışına kim gidiyorsa siparişimiz dergiydi. Ben müzisyen olarak gittiğimde dergi getireyim. Ancak böyle dergilere ulaşıyorduk. Bu dergi bir ilk, sonuna kadar arkasında olmak gerek.

Free Hit Counters