Vüsad hakkında Derneğin Kurucu Üyesi ve Saymanı olan Cemal ARABACI ile derneğin oluşum süreci ve geldiği yer hakkında konuştuk.
Sayın Arabacı, Türkiye’de “Dövme Sanatçıları”nı dernek çatısında toplama düşüncesi ilk olarak ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
2000’li yılların başlarında dövme, medya iletişim hayatında popüler bir kültürün parçası olarak her yerde karşımıza çıkmaya başladı. Popülaritesine bağlı olarak dövme mesleğini icra eden kişi sayısı da artış gösterdi. Özellikle turistik bölgelerdeki yoğunlaşma dikkati çekmekteydi. Medya ve televizyon, popüler sanatçıların yaptırdığı dövmelerle ilgileniyor, bunları haber yapıyor ve ayrıca dövme hakkında ciddi olumsuz eleştirel yaklaşımlarda da bulunuyordu. Dünyanın herhangi bir yerinde dövmeyle ilgili küçük bir problem çıksa sayfalarca olmadık haberler yayınlanıyordu. Elbette bu haberler sağlık bakanlığı ve sağlık kuruluşlarının da dikkatinden kaçmıyordu.
Marmaris’te, dövmeciler ile Sağlık Müdürlüğü arasında çıkan bir tartışma, bakanlığın bünyesine kadar gitti. 2000 yılından sonra Sağlık Bakanlığı bu durumu en kolay yoldan nasıl çözümleyebiliriz deyip, hukuka da dayalı (1928 yılına ait tababiyet kanununun 1219 no’lu kararına göre) bir genelge yayınlayarak bu işin sadece doktorlar tarafından yapılabileceğini belirtmişlerdi. Yani bu genelgeye göre deri altına sadece doktorlar müdahale edebilirdi. Bu genelge bütün valiliklere gönderildi, daha sonra buna bağlı olarak hukuki hiçbir yerleşimi olmayan “dövmecilik” yasak bir iş haline geldi. Sağlık müdürlükleri, ben dâhil göz önünde bulunabilecek ne kadar dövmeci varsa kapılara gelip tutanak tuttular. Yani yasaklar artık kapımıza kadar gelmişti. Yeni bir döneme girmiştik.
Yasaklamalar kapımıza geldiği zaman Marmaris’ten Mustafa Ceylan, Ankara’dan İsmail Çöllüer, Çağlar Şişman, Ömer, Cemil Arabacı ve ben, bu derneğin ilk oluşumunu ortaya çıkardık, yürüyeceğimiz yolları ve yönleri belirledik. Öncelikle mesleğin uluslar arası tanımı ve Avrupa Birliğinin yaklaşımı üzerine bir araştırma yaptık. Önce ülke olarak üye olduğumuz uluslar arası çalışma örgütüne (ILO) gidildi. Dövmecilik orada bir meslek olarak tarif edilmişti. Sonra Çalışma Bakanlığının en üst mercilerine kadar ulaşıldı. Daha sonraki durağımızsa Sağlık Bakanlığı oldu. Bu arada yasaklar hala devam ediyordu. O yıllardaki çalışmalarımız, dövme mesleğinin önüne çıkarılan engellerin askıya alınıp, konu üzerinde çalışılma sürecine geçilmesini sağladı. Daha sonraki aşama Türkiye’deki tanınmış eski dövmeci arkadaşlarımız ve toptancılarımızı bir araya getirmek oldu. İstanbul, İzmir, Marmaris ve Antalya’dan arkadaşlarla, Ankara’da az katılımlı bir toplantı yapıldı. Daha sonra da Sağlık Bakanlığı’nda ilk kez grup olarak bir toplantı gerçekleştirildi.
Dernek süreci içinde Dövme Sanatıyla uğraşan birisi olarak ne gibi zorluklar yaşadınız
Ülkemizde meyve veren ağacı taşlarlar. Üretmeyiz, üreteni de eleştiririz. Hatta üreten, öncü olan insanlara deli der, ülkeden bile kovarız. Derneğin oluşum süreci içinde bize ve birçok arkadaşıma çeşitli sataşmalar oldu, çünkü dövmecilerin çoğu birbirlerini rakip olarak görmektedir. Hatta bazı arkadaşlar, “Biz de kendi derneğimizi kuralım, kendimize göre kararlar alalım,” dediğinde, “Siz dernek kurup, bizi dışlayacaksınız, işimizi yapamayacağız,” gibi bir tutum içinde oldular. Elbette derneği oluştururken, kimseyi kayırmak ya da ayrım yapmak gibi bir düşüncemiz olmadı. Aksine bir bütün olarak hareket etmemiz gerekiyordu ve öyle de oldu. Zaten azınlık bir oluşum olduğumuzdan dolayı, birbirimizi sonuna kadar desteklemek zorundayız. Bizler dernek kurucuları ve yöneticileri olarak gerçekten çok emek, zaman ve para harcadık. Yapılan tüm işleri hiçbir beklentimiz olmadan yaptık. Tek isteğimiz var; işimizi rahat ve resmi kanallara bağlı olarak devam ettirmek. Bu mesleğin geleceğini düşünüyorsak, böyle de olmak zorundadır.
Dernek olarak yapmış olduğunuz faaliyetler nelerdir? Yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?
Derneğimizin yapmış olduğu temel faaliyetler içinde en önemlisi sağlık bakanlığı bünyesinde yönetmeliğimizin çıkarılabilmesi için gerekli çalışmaları yapmaktır. Bu amacımızı gerçekleştirebilmek için yıllardır Bakanlık ile görüşmelerimizi sürdürmekteyiz. Son yıllarda artan bir şekilde bu görüşmelerimizin verimini almaya başlamış bulunmaktayız. Meslek içi hukuki düzenlemelerimizin yapıldığı yönetmeliğimizin yayınlandığı tarihten itibaren bütün arkadaşlarımız derin bir nefes alacaklardır. Çünkü bu yönetmelik bizlerin mesleki haklarımızı aldığımızın bir kanıtı olacaktır. Meslektaşlarımız açısından bundan daha büyük bir kazanım olamaz.Ayrıca, ülke çapında şubeleşme faaliyetlerimizi bitirdik. Buradan da anlaşılacağı gibi bu dernek kuruluş faaliyetlerini devam ettirebilmek ve geliştirebilmek için maddi- manevi büyük bir özveri ile çalışmaktadır. Şimdiye kadar yaptığımız bu faaliyetler tabi ki yeterli değildir. Şöyle ki; esas işin zor tarafı eğitim ve sertifikalandırma kısmında olacaktır. Bu konuda da derneğimize düşen görevler vardır. Hazırladığımız bir eğitim programı ve sertifikalandırma faaliyetleri, gelecek süreç içinde derneğimizin görevleri arasında yer alacaktır.
Dernek kurulduğundan bu güne kadar ne gibi gelişme gösterdiniz?
Çok fazla gelişmeler gösterdik. Az önce şubeleşme faaliyetlerimizi bitirdiğimizi anlatmıştım. Pek çok arkadaşımız dernekleşme gibi bir oluşumun içerisinde daha önce bulunmadığı için, gelişen olayları yadırgasa bile yavaş yavaş hukuksal gerçekleri idrak etmeye başlamışlardır. Özellikle üyelerimiz tam profesyonel stüdyolara geçmeye başlamış, standartlarını yükseltmiş, topluma, sanatına ve diğer meslektaşlarına karşı daha saygılı olmaya başlamışlardır.
Dövme Sanatı’nı Türkiye’de kurumsal olarak temsil etmenin ne gibi zorlukları var?
Çok büyük zorluklarla karşılaştık ve gelecekte de karşılaşabileceğimiz yönünde tespitlerde bulunmaktayız. Bahsettiğimiz bu zorluklar hem kurumsal hem de tanımsal niteliktedir.Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından Haziran-2007 tarihinde ancak yapılan mesleki tanımlamamız ile bir meslek gurubu olarak kabul edilmemize rağmen, pek çok kurum ve kuruluş bu tanımlamayı tam olarak duymamış veya idrak etmemiş olduğu için meslektaşlarımıza karşı önyargılı yaklaşmaktadırlar. Dolayısıyla da pek çok sorunlarla karşılaşılabilmektedir.
Derneğinize üye alımlarında ne gibi şartları göz önünde bulunduruyorsunuz?
Öncelikli olarak aradığımız şartlar, bu mesleği en az üç yıldır ve profesyonel olarak, müstakil stüdyolarda yapıyor olmalarıdır. Merkez ve şube yönetim kurulları üye kabulünde tam yetkilidirler.
Bu gün Dövme Sanatı’nın gelişme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Derneğin buna ne gibi katkıları oldu?
İnternet bağlantıları ve medya olarak ülke çapında dünyadaki gelişmeleri güncel olarak takip edebildiğimiz için bütün arkadaşlarımız gelişmeleri yakından takip etmektedir. Dergiler, gazeteler, video ve filmler, sporcular, sanatçılar... Gibi unsurlarla sanatımızın reklâmı kolay bir şekilde her yerde yapılmaktadır. Böylece de sanatımız her zaman güncelliğini korumaktadır. Dernek olarak bu süreçteki popüleritemizi koruyabilmemiz için yapılması gereken şeyin profesyonelleşmek olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle sanatçı arkadaşlarımıza yönelik uyarı ve bilgilendirme faaliyetlerimizi sürekli sürdürmekteyiz.
Dernek olarak Türkiye'de Dövme Sanatı Standartlarını oluşturmaktaki yeriniz nedir?
Şu andaki konumumuz olması gereken yerdedir. Bakanlık tarafından muhatap alınan bir dernek olarak en başından beri gelişmeleri yönlendiren bir kuruluş olduk. Yönetmeliğimizde yer alan bütün konular, ülke çapındaki sanatçı arkadaşlarımızın bir araya gelmesiyle oluşturulmuş temel konu ve kavramlardan ibarettir.
Son olarak böyle bir derginin Dövme Sanatı içinde yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dövme Sanatı dergisini bir kez daha tebrik ediyorum. Çünkü bir ilk 'i başaran bu dergi, sanatımızı temsil eden öncü kuruluşlar arasındadır. Sanatımızın ülke çapındaki tanıtımında çok önemli görevleri üstlenen, meslektaşlarımız arasında diyalog kuran ve tatlı bir rekabet oluşturan bir konuma sahiptir.
Söyleşi : Ejder Kaan İPEK Fotoğraf: Mustafa SOFUOĞLU
|